Kayıtlar

Bana "Kusursuz" Olduğunu Söyleyebilir misin?

 Kusursuz nedir? Kusuru olmayan , her şeyiyle tastamam ve mükemmel olarak tanımladığımız, bizde olmayan eksik yanlarımızı , başkalarında görüp beğenip kendimizi küçümserken karşı tarafı yücelttiğimiz bir kavramdır. Üzücü gerçek, mükemmelliğin insanları sinir hastası yaptığıdır. Eski zamanları bilmem ama günümüzde her konuda çeşitli alternatif olduğundan sürekli kusursuzu yakalama peşindeyiz. Örneğin "Sosyal Medya ". Orada hayat bizimkinden bambaşka gelir değil mi? Sanki farklı bir paralel evrendelermişte , biz de kendi evrenimizde tekdüze yaşayıp gidiyormuşuz gibi... Belki de bazılarımız için böyledir...   Kadınlar aşırı güzel , erkekler aşırı yakışıklı , aşırı zenginliği gösteriş için kullananlar ve daha niceleri... Bir şeylerin haddinden fazla olması biraz tehlikeli değil mi sizce de yoksa bir tek ben mi böyle düşünüyorum? zenginlik için çalışıp çabalamış diyebilirsiniz tabi ama bazılarımızın hatta çoğumuzun elde edemeyeceği bir zenginlik içinde olanlar ve bunu görüp kendi ...

Birazda Kelebeğin Gözünden...

 " Çok yoruldum. İçimde bir yerlerde bir sıkıntı var. Ama ne olduğunu bilmiyorum.Karamsarlığım gene başladı. Bilmiyorum işte... Ömrümü iki güne sığdırmaya alıştı herkes. Ama daha çok yaşamak istiyorum. Gözüktüğüm gibi değilim, öyle canlı, rengarenk, cıvıl cıvıl değilim. İçim acıyor gibi hissediyorum ama nedenini gerçekten bilmiyorum. Açıkçası umrumda da değil. Derin sulara gömülsem diye düşünüyorum. Derin ve karanlık okyanusun sularında, beni içine çekse... O zamanda hemencecik ölürüm kanatlarım ne ki benim! Ama bir yandan da hayatta güzel şeyler var gibi. Acaba ben de o güzelliklere layık mıyım? Kanatlarımın güzelliği ruhuma yansımış mıydı? Kanatlarım rengarenkti ama içim karanlık...Ama gene de devam ediyorum hayata bazen çiçeklerin içinde bazen de insanların, beni görmüyorlar bile ama ben üstüme basmasınlar diye mücadele veriyorum. Yağmur darılmaz mesela ne üstüne basana ne de şemsiye açana. Hayat böyle galiba benim için kaç ya da savaş. Ufacık bir varlıkta olsam, kimsecikler fa...

Geleceğe Dair :

 Bazılarımız için yaşam çok basittir, bazılarımız için tahammül edemeyecek kadar zor, bazıları içinse yaşam, güneşin o doğmaya yakın - ama daha doğmamış- sadece o güzel kızıllığı yansıttığı, bulutların mavi, pembe ve turuncunun her tonunu aldığı o kısacık zaman diliminde mutlu olmaktır. Onlara göre o güzelliği izlemek her şeyin ötesindedir. Hayatın cıvıltısının ve karmaşasının sessizliğe büründüğü zamandır. Yaşam bazen o kızıllığın önünü kara bulutlarla kaplayacak kadar da kaçınılmazdır. Gerçekte de böyle değil midir? Hep bir engel çıkartır karşımıza, mutsuz eder , sözgelimi yolumuza taş koyar. Ama o taşları kaldırmadan da yola devam edebilir miyiz ki? Hayatta daha deneyimlemediğimiz o kadar güzel şey var ki! En ufak bir olumsuzlukta bile hayattan vazgeçmeye kadar gidebiliyoruz. Evet başınıza çok kötü şeyler gelmiş olabilir,maddi olarak durumunuz iyi bir seviye de olmayabilir, hoşunuza gitmeyen deneyimleriniz olmuş olabilir kötü arkadaşlar belki de kötü bir ayrılık... Ama kös kös o...

ANLAŞILMAK:

 Asiler, acı çekenler, psikopatlar, dışlananlar, kendini deli gibi hissedenler ve sadece mutlu olmak isteyenler... Bu insanlar bana göre herkesten ve her şeyden daha çok anlaşılması gerekenlerdir. İnsanları anlayabilmek, onların kalplerine az da olsa dokunabilmek, onları hissetmek... Sokakta ki kediyi bile anlasanız keşke. O kadar sevilmeye ihtiyacı vardır ki belki de... Belki de herkesin sevilmeye ihtiyacı vardır. Bence sevgiye muhtaç kalmak bazı durumlarda çaresizlikle eş değer gibidir.  Ne yapacağını bilemez , kime sığınacağına karar veremezsin. Başkaları tarafından sevilmek insanlara iyi gelir iyi hissettirir. Kendilerini topluma katılmış, onlardan bir parçaymış gibi hissederler " Ben de varım artık benim de farkımdalar " derler içten içe... Ama bana soracak olursanız mutlu olmak ya da anlaşılmak için bir başkasına ihtiyaç duymanıza gerek yok kendi kendinizi mutlu edebilirsiniz. Kendinize hediyeler alın. Çiçek alın. Bir başkasının getireceğini düşündüğünüz çiçekleri bekle...

BİZİM İKİLİ : BONNİE VE CLYDE

Resim
VE ÖLÜMLE GELEN AYRILIK... Birçoğumuzun da bildiği gibi Bonnie ve Clyde ünlü Amerika, Teksaslı gangsterlerdir. O kadar ünlüler ki adlarına şarkılar yazılıp, filmler çekildi. Ayrıca bu ünlü çift birbirlerine deli gibi de aşıktı. Clyde, fakir bir çiftçinin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Abisinin aklına girmesiyle çok küçük yaşlarda çeşitli suçlar işlemeye başlamıştı. Hırsızlık, araba kaçırma... Bonnie 'nin Clyde ile tanışmadan önceki hayatından ise liseli sevgilisi Roy ile evlenip yaptıkları soygun sırasında Roy'un tutuklanmasından başka bir bilgi yok.  Clyde ,Amerikan Deniz Kuvvetlerine girmek istemişti hatta koluna bunun bir dövmesini bile yaptırmıştı ama bazı hastalıkları yüzünden kabul edilmemişti. Bu da onda büyük bir hayal kırıklığı yaşatmıştı. Clyde ilk kez 1926 'da lisedeki sevgilisini görmek için kiraladığı arabayı geri götürmediği için tutuklanmıştı. Arabayı kiraladığı servis şikayetini geri çekmişti ama abisiyle bir kamyon dolusu hindi çalmaktan tekrar tutuklanmış...

REALİTE;

 İnsanlar, hadlerini hiçbir zaman bilmezler. Her şeyi kendilerinin bildiğini sanıp akıl dağıtma eğilimindedirler. Peki düşündünüz mü hiç " Bana fikrimi soran oldu mu ? " diye. Kendi yaptığınız hataları görmezden gelip başkalarına yüklenirsiniz. Kusura bakmayın ama dokuz köyden kovulan doğrucu Davut değilsiniz. Etrafınızda "Saf" diye nitelendirdiğiniz arkadaşlarınız vardır elbet . Tartışma ortamı olduğunda suspus kalan, fikri sorulup konuştuğunda da üstüne gidilen tiplemedir. Siz zannedersiniz ki bu kişilerin ağzı laf yapmaz hatta bu yüzden de " Ağzın laf yapsın biraz! " dersiniz ama işin aslı öyle değildir . Genelde tartışılan konu pek önemli olmadığından işin içine karışmak istemezler. Karşıdakinin onu düşünmeden konuştuğu kadar o, karşıdakini düşünüp konuşmaz kalpleri kırılmasın diye . Bazen de alaya alırlar ki konuşmayı tartışma büyümesin diye . İnanın ki " Saf " diye  nitelendirdiğiniz insan , yaşanılan her şeyin farkındadır, olan biteni görü...

EMPATİ:

 Bence empati güçlü bir duygudur. Herkeste kolay kolay bulunduğunu düşünmüyorum. Sonuçta sokaktan geçen herhangi bir engele sahip olan insana tabiri caizse öküzün trene bakıldığı gibi bakılıyor. Bizzat şahit oldum buna. Çok can sıkıcı bir durum bu sonuçta bir engele sahip olmayı o seçmedi . Toplum ise bu insanları bir türlü kendilerinden göremiyorlar. Ailesinden ya da arkadaşlarından sırf engelli olduğu için utananlar bile var. Çok yazık öyle değil mi ? Kendinizi o insanların yerine koyun. Düşünün ki bir ayağınız sakat ,obezite hastalığınız var,tekerlekli sandalyeye mahkumsunuz  ya da çocuğunuz down sendromlu bu insanları dışlamak bu kadar kolay olmamalı. Down sendromlu bir çocuk parkta rahatça oynayamaz mı ? Bazı yetişkin sandığımız insanlar bile sanki o çocuklar birer canavarmış gözüyle bakıyorlar. Çocuklarını alıp oradan uzaklaşıyorlar. Tekrardan kendinizi o insanların yerine koymanızı istiyorum. Sokağa çıktığınızda size acıyarak bakan bütün o gözler hatta bazı çocukların e...